Sunday, November 8, 2009
Excuses,excuses,excuses...
The trick is not how much pain you feel - but how much joy you feel. Any idiot can feel pain. Life is full of excuses to feel pain, excuses not to live, excuses, excuses, excuses.
Monday, November 2, 2009
Ignore everyone!
Bugün Amerika vizemi yenilemek için yıllar sonra tekrar gecekonduların arasındaki o kocaman kale vari konsolosluğa gittim. Güvenlik konusunda o kadar sıkılarki hiçbir elektronik malzemeyi içeri almıyorlar. Bu da demek ki en sevdiğim varlıklarımdan biri olan Iphone'u dışarıda bırakmamdı...
Sıra numarası alma vs derken 2. aşama olan parmak izi için 1,5 saat bekledim..O arada parmak izi alan Amerikalı kadın baygınlıktan adamın tekine "you have beautiful fingers" diye iltifatta bulundu.Aynı zamanlarda etrafta dolanan görmemiş THY hosteslerinin konuşmalarına tanık oldum maalesef. Gereksiz konuşmalarını duymak zorunda kaldığım anda kulaklıklarımı takıp müzik dinlemenin eksikliğini hissettim. Aslında sadece müzik dinlemek değil, insanları görmek, duymak istemiyordum...Kim bilir belki bazen insanları görmemezlikten gelmek en iyisi.
Sıra numarası alma vs derken 2. aşama olan parmak izi için 1,5 saat bekledim..O arada parmak izi alan Amerikalı kadın baygınlıktan adamın tekine "you have beautiful fingers" diye iltifatta bulundu.Aynı zamanlarda etrafta dolanan görmemiş THY hosteslerinin konuşmalarına tanık oldum maalesef. Gereksiz konuşmalarını duymak zorunda kaldığım anda kulaklıklarımı takıp müzik dinlemenin eksikliğini hissettim. Aslında sadece müzik dinlemek değil, insanları görmek, duymak istemiyordum...Kim bilir belki bazen insanları görmemezlikten gelmek en iyisi.
Monday, October 26, 2009
Sessizlik
Bir süredir sessizliğimi koruyorum. Bazen olur ya insana..kabuğa çekilip hiçbir şey yapmak istemezsin. Aynen öyle işte. Ne yazı yazmak istiyor canım, ne röportajların peşinden koşuyorum, ne de dondurma yemek gibi küçük zevklerin peşindeyim. Unutmuşum bu boşluk duygusunu...
İnsanlardan kendini korumak güzel birşeydi belki de. Şimdi böyle çaresiz bir bekleyiş içerisinde gibiyim. Aslında istediğim birşeyleri etiketlemek de değil. "Straight", "gay", "yanlız", "sevgilisi var" gibi etiketler altına bürünmek istemiyorum. Sevdiğim insanla sevdiğim şeyleri yapmak istiyorum sadece. Olur ya da olmaz,orası ayrı.
Ne olursa olsun yeniden yazı yazmaya başlamalıyım sanırım. İstesem de istemesem de hayat devam ediyor çünkü... Çok yakında güzel röportajlarla Reset sayfalarına geri dönmüş olacağım sanırım.
Friday, October 9, 2009
Ey İstanbul!
Dün uzun bir aradan sonra Kadıköy'e geçmek için vapur'a atladım. Oturdum dışarda yandaki koltuğa ve parıltılı İstanbul'u seyrettim. Işıltılı kocaman cruise gemileri, rengarenk Boğaz köprüsü, Boğazdan geçen sayısız gemi ve ay... İstanbul'un büyüleyici güzelliğini unutmuşum. Rutin hayatın boğuculuğunda kaybolup etrafımdaki güzellikleri göremez hale mi geldim acaba diye düşünmeden edemedim.
Thursday, October 8, 2009
Babylon 10 yaşında!

İlk Babylon'a gittiğim zamanı hatırlıyorum. Sanırım 2-3 yıl önceydi...Bir BabaZula konserinin ortasında şaşkınlıkla biramı yudumluyordum. O zamanda bu zamana Babylon bana müzik konusunda çok şey öğretti. Şimdi o aileyle birlikte olmak çok güzel.
10. yıl çerçevesinde Babylon hem kitabı hem de dergisiyle raflarda...
Siz de edinin.
Sunday, September 27, 2009
Sunday, September 20, 2009
İnsan Neyle Yaşar?
11. İstanbul Bienalinin konusunu düşündüm bugün.
Ben için cevap çok basit: umut.
Herhangi birşey için olabilir bu.
Daha iyi bir iş, güzel bir tatil, sevdiğin birinin iyileşmesi, sevgilinle geçireceğin güzel anlar ya da tekrar bir araya gelme umudu... Daha güzel bir gün umudu.
Eğer umutsuzsanız ne yapabilirsiniz ki?
Ben için cevap çok basit: umut.
Herhangi birşey için olabilir bu.
Daha iyi bir iş, güzel bir tatil, sevdiğin birinin iyileşmesi, sevgilinle geçireceğin güzel anlar ya da tekrar bir araya gelme umudu... Daha güzel bir gün umudu.
Eğer umutsuzsanız ne yapabilirsiniz ki?
Subscribe to:
Posts (Atom)